En İyi Film Yönetmenleri | devrediyorum.com

En İyi Film Yönetmenleri

En İyi Film Yönetmenleri

Alfred Hitchcock

Alfred Joseph Hitchcock, (d. 13 Ağustos 1899 – ö. 29 Nisan 1980), İngiltere doğumlu Amerikan gerilim filmleri efsanevi yönetmeni.

Londra’da dünyaya gelen ve mühendislik eğitimi gören Hitchcock; Psycho, North by Northwest, Vertigo, Rear Window ve The Birds gibi klasikleşmiş filmleriyle tanınır. Tüm zamanların , gelmiş geçmiş en iyi Yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir. Gerilim ve Cinayet ustasının 70’ye yakın filmi mevcuttur.

Benim için filmlerim ahlak hakkında herhangi bir değerlendirmeden daha önemlidir. dese de günah, suçluluk, ceza ve pişmanlık temaları filmlerinin ana öğeleri olmuştur

ilk filmini 1923 yılında İngiltere’de, Family Plot isimli son filmini ise 1976 yılında çeker.
Dünya sinema sahnesini adını ilk duyuran filmi ise 1940 yılında çektiği Rebecca isimli filmdir.

 

Charles ‘Charlie’ Chaplin

16 Nisan1889‘da Walworth, Londra‘da doğdu . “Slapstick” yani vücut dilinin ön planda olduğu, oyuncuların yaptığı hareketlerle izleyiciyi güldürmeye çalışan bir komedi türü olan hareket komedisinin başarılı oyuncularından olan Chaplin, sinema dünyasına yeni bir bakış açısı getirmiştir. Filmlerinde politik mesajlarını komedi ile birleştirerek sert bir biçimde vermiş ve bu yüzden Amerika’dan sınırdışı edilmişti. Ancak buna rağmen iki kere Oscar Onur Ödülü kazanmış ve 1975 yılında “Sir” ünvanı almıştır.

25 Aralık 1977 tarihinde uykusunda ölmüştür. Ölümünden 1 hafta sonra vücudu bir grup tarafından  ailesine şantaj yapmak amacıyla çalındı. Olaydan sonra bu kişiler yakalandı ve vücudu mezarına yerleştirildi.

Christopher Nolan

30 Temmuz   1970   Londra’da dünyaya geldi. 1990‘ların başlarında foto-gazeteci Dan Eldon‘un Afrika yardım projelerinde kameraman olarak çalıştı. 1998‘de, rast gele insanları takip eden bir yazarın hikayesini konu aldığı ilk filmi olan Following‘i çekti. Filminin beğenilmesi üzerine, Newmarket Films ile anlaştı ve 2000 senesinde, sonradan kült filmler arasına girecek olan Memento’yu tamamladı. Guy Pearce‘in başrolünü oynadığı film, Altın Küre ve “En İyi Senaryo” dalında Oscar kazandı.

2002 yılına gelindiğinde, aslı bir Norveç filmi olan Insomnia’nın yeni versiyonunu çekti. 2005 de ise çocukluğunun kahramanı olan batman’i farklı bir yapıyla çekiyordu. 2006‘da The Prestige, 2008 yılında ise Batman Begins’in devam filmi olan The Dark Knight filmlerini çekti. 2 Oscar kazanan The Dark Knight, inanılmaz bir gişe başarısının da sahibi oldu ve ünlü sinema sitesi IMDB‘de en iyi 250 film arasında uzun süre 1. sırada kaldı.

2010 yılında, başrolünü Leonardo DiCaprio‘nun oynadığı Inception, beyaz perde’ye çıktı. Film ilk haftasında IMDB’deki en iyi 250 film listesinde 3. sıraya yükselmeyi başardı. 2012 yılında Batman üçleme serisinin son filmi olan Kara Şövalye Yükseliyor filmini çekti. 2014 sonbaharında vizyona giren Yıldızlararası adlı bilim kurgu filmini çekmiştir. Son olarak 2017 de Dunkirk adlı 2. Dünya Savaşı filmi gösterime girdi.

Martin Scorsese

17 Kasım 1942 tarihinde New York’ta dünyaya geldi. New York Üniversitesi Film Okulu’nu bitirdi (1964), altı yıl öğretim üyesi olarak aynı okulda kaldı. Bu sırada küçük birkaç deneme filmi yaptı, CBS-TV kurgu bölümünde çalıştı. 1972’de meslek edindiği yönetmelikte, günümüz ABD’sinin sorunlarına keskin gözlemlerle yaklaşan etkili filmler çevirdi. Taxi Driver (Taksi Şoförü) 1976 ile Cannes Festivali’nde büyük ödülü kazandı.

Who’s That Knocking on My Door (Kapımı Çalan Kim) 1969, Boxcar Bertha (Soygun ve Aşk) 1972, Mean Street (Ana Caddeler) 1973, Alice Doesn’t Live Here Anymore (Alice Artık Burada Oturmuyor) 1974, New York New York (1977), The Last Waltz (Son Vals-belgesel) 1978, The Raging Bull (Kızgın Boğa) 1979, King of Comedy (Komedi Kralı) 1982, After Hours (Saatler Sonra) 1985, The Color of Money (Paranın Rengi) 1986, Good Fellas (Sıkı Dostlar) 1990. Ünlü Yunanlı yazar Nikos Kazancikis’in romanından uyarladığı The Last Tempatiton of Christ (Günaha Son Çağrı) 1988, (Hristiyan dünyasında sert tepkilere, sanat çevrelerinde geniş tartışmalara yol açtı), Shutter Island (Zindan Adası) 2009, Hugo 2011.

Orson Welles

10 Ekim 1985 dünyaya geldi. Orson tiyatro, televizyon ve radyo alanlarında yarattığı eserlerle 20. yüzyıla damgasını vuran bir sanatçıdır.1926’da Todd Seminary for Boys adlı Hıristiyan okuluna gitmeye başladı ve burada öğretmeni Roger Hill’in de desteği sayesinde tiyatroyla tanıştı. Bu özgür ortamda tiyatro konusunda tecrübe edinme, performans sergileme ve ilgisini çeken konulara odaklanma fırsatı yakaladı. Aynı zamanda okulun radyo istasyonu olan Todd Station’da kendi yazdığı bir Sherlock Holmes uyarlamasını sergileyerek ilk radyo programı tecrübesini edinmiş oldu. Mayıs 1931’de Todd’dan mezun olmasıyla Harvard Üniversitesi’nden burs kazanan Welles, eğitimini sürdürmek yerine her zaman yaptığı gibi seyahat etmeyi tercih etti.

1937 yılında John Houseman ile birlikte “Mercury Tiyatrosu“nu kurdu. İlk oyunu olan Shakespeare’in “Julius Ceaser“ı İtalya‘da sahneye koydu. Burada da büyük bir başarı kazanadı. Aynı zamanda hem radyo oyunculuğu, hem aktörlük, hem de yönetmenlik ve yapımcılık yapan Welles, birçok başarı elde etti.

1962‘de Franz Kafka‘nın bir romanından uyarlanan “The Trial” adlı filmi yönetti. Ardından 1967 yılında “The Deep” filmi geldi. 1970 yılına kadar Avrupa’da kalarak “Orson’s Bag” adlı televizyon serisini çekti.

1977 yılında “Amerikan Film Enstitüsü” tarafından kendisine “Ömür Boyu Başarı Ödülü” verildi. Welles’ın son yıllarını projelerine finansal kaynak bulmaya çalışmakla geçti. 1984 yılında “Directors Guild of America” tarafından “Onur Ödülü“ne layık görüldü. 10 Ekim 1985 tarihinde 70 yaşındayken geçirdiği bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Üzerinde çalıştığı birçok projesi yarım kaldı.

Steven Spielberg

18 Aralık 1946’da Ohio’da dünyaya geldi. Spielberg ilk ödülünü 13 yaşındayken adını Escape to Nowhere koyduğu 40 dakikalık savaş türündeki filmiyle kazandı. 1963 yılında Phoenix, Arizona’daki Arcadia High School’a devam ederken Spielberg ilk uzun metrajlı bağımsız filmini yazıp yönetti.

1968’de, Universal Studios’ta çalışırken ilk kısa filmi olan Amblin‘i çekti. 969’da California State University’deki eğitimini Universal Studios’la imzaladığı anlaşma nedeniyle bırakıp, profesyonel olarak yönetmenlik yapmaya başladı.

Steven Spielberg ilk Oscar ödülünü 1994 senesinde En İyi Film ve En İyi Yönetmen dalında “Schindler’in Listesi” filmi ile elde etmiştir. Schindler’in Listesi”nden 5 yıl sonra “Er Ryan’ı Kurtarmak” ile En İyi Yönetmen dalında akademi ödülünü kazanmıştır.

Sinemanın ‘dâhi çocuğu’ diye anılan Steven Spielberg, ‘Shindler’in Listesi’nden bu yana, kendisi açısından özel önem taşıyan konuları filme çekmek için yönetmen koltuğuna oturacağını açıkladı.

Quentin Tarantino

1963 doğumlu Amerikalı film yönetmeni, aktör ve Oscar ödüllü senaryo yazarı. Filmlerindeki şiddet sahneleri, diyalogları ve kurgusuyla sinema dünyasında farklı bir tat olmayı başaran ünlü yönetmenin bazı filmleri: “Reservoir Dogs”, “Pulp Fiction”, “Jackie Brown” ve “kill-bill” ikilemesidir.

1984’te bir video kaset dükkanında kasiyerlik yapmaya başladığı dönemlerde senaristliğe yoğunlaştı. 1993 yılında gösterime giren, ünlü yönetmenin yazdığı “True Romance” adlı filmin senaryosu satıldığında, Tarantino dikkatleri çekmeyi başardı. 1992 yılında ortaya bol nükteli, bol şiddetli bir soygun filmi olan “Reservoir Dogs” ile çıktı. Bu film ile tarzını belli eden yönetmen Hollywood’un dikkatini çekmeyi başardı ancak o yıllarda kendisine sunulan projeleri reddederek, kendi projeleri üzerine yoğunlaştı. 1994Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye ödülü kazanan “Pulp Fiction” adlı filmini çekerek bağımsız filmlerin de gişe başarısı gösterebileceğini kanıtladı. John Travolta’nın kariyerini de canlandıran bu film karmaşık kurgusuyla ilgi çekti.

Şiddet üzerine kurduğu filmleri; parçalanmış kurgu, pop-kültür takıntısı ve bol miktarda kan içeren sahneleri barındırsa da, Tarantino çağın ünlü yönetmenleri arasına girmeyi başardı ve halen yakın tarihte çıkarmayı planladığı projeler üzerinde çalışıyor.

Francis Ford Coppola

1939 doğumlu, 5 Oscarlı Amerikalı film yönetmeni, yapımcısı ve senaryo yazarı. En çok “Godfather” üçlemesi ve “Apocalypse Now” adlı filmleriyle tanınır.

Erken yaşta geçirdiği çocuk felci hastalığı nedeniyle, dışarı çıkmak yerine çocukluğunu, evde kendi hazırladığı kuklalarla gösteriler hazırlayarak geçirdi. 10 yaşındayken, babasının 8mm’lik kamerasıyla filmler çekmeye başladı. University of California ‘da sinema okumadan önce, Hofstra University’de tiyatro eğitimi aldı. Sayısız kısa film çekti.

Yaptığı filmler arasında kendisine en çok ünü getiren, “Ti oldu. Ailesinden bir kaç ismi de bu üçlemeye dahil eden Coppola, büyük bir başarıya imza attı ve sinemadaki kariyerini sağlamlaştırmış oldu.

Francis Coppola’nın ünlü bir besteci ve müzisyen olan babası, oğluna bir çok film müziği yaptı. Coppola’nın 1986 yılında bir sürat motoru kazasında hayatını kaybeden büyük oğlu Gian-Carlo Coppola da yaşamını yitirmeden önce sinema kariyerinin ilk basamaklarındaydı. Ünlü yönetmenin diğer oğlu Roman Coppola da film yapımcısı ve klip yönetmeni olarak babasının izini sürdürmekte.

Woody Allen

1 Aralık 1935 tarihinde Brooklyn‘de dünyaya geldi. 15 yaşında bir karar aldı ve adını Woody Allen olarak değiştirdi. 16 yaşında radyo ve televizyon programlarına espriler yazmaya başladı. 1961 – 1964 arasında stand-up komedi yaptı. Bu dönemdeki şovları bir yapımcının dikkatini çekti. Böylece bir sinema filmi için senaryo yazma teklifi aldı. 1965’te ilk sinema filmi senaryosunu yazdı ve What’s New Pussycat? adlı bu filmde oynadı.

filmi Take the Money and Run da ilk kez yönetmen koltuğuna oturdu.

İkinci filmi Bananas (1971)’ın ardından filmlerinde hem senarist, hem yönetmen, hem aktör hem de casting yönetmeni olarak görev aldı.

Çok erken yaşlarda film çekmeye merak salan Allen, okulu hiç sevmedi ve üniversite eğitimini tamamlamadı. Hicivden yoksun öğretmenleri onun komik yanıtlarına not vermediler v hayatının 30 yılını psikoanalize harcadı. Bu seanslar bazen haftada 3 güne kadar çıktı. Bu deneyimini filmlerinde kullandı ve zaman zaman esprisi konusu yaptı. 15 yaşlarındayken her gün klarnet çalmaya başlayan ünlü yönetmen, bugün halen bu alışkanlığını sürdürmektedir.

Clint Eastwood

31 Mayıs 1930‘da San Francisco ‘da doğdu. 1950’li yıllarda B sınıfı filmlerde haftalık 75 dolarlık bir ücretle yan karakterleri oynadı. Eastwood, oyunculuk konusundaki kararlılığını koruyarak ve oynadığı filmlerden arta kalan zamanlarında yüzme havuzları için çukur kazarak hayatını devam ettirdi. İlk çıkışını, 1959-1966 yılları arasında yayınlanan Rawhide adlı TV dizisindeki Rowdy Yates karakterini canlandırarak yaptı.Ancak Eastwood’un asıl çıkışı, 1964 yapımı A Fistful Of Dollars ve takiben 1965 yapımı For A Few Dollars More filmi ile olmuştur. 1966 senesinde, aynı serinin son filmi The Good, The Bad And The Ugly ile Eastwood, artık dünya çapında tanınan bir aktör haline geldi. 1971 yılında Play Misty For Me ve The Beguiled filmleri ile büyük bir başarı yakaladı. Yine 1971 yapımı Dirty Harry isimli filmde, kendi yöntemleri ile suçluları yakalayan müfettiş Harry Callahan rolü ile, o güne dek canlandırılmamış olan “kendi başına buyruk” polis karakteri imgesini geliştirdi. 1980’li yıllarda, iyi yapımlarda oynamış olmasına rağmen, önceki yıllar kadar büyük çıkışlar yapamadı. Ama 1990’ların başında, gerek yönettiği, gerekse oynadığı filmlerle sinema dünyasına yeni sürprizler kazandırdı. 1992’de yönettiği ve oynadığı Unforgiven adlı film ile en iyi yönetmen Oscar’ını kazandı ve en iyi aktör ödülüne aday gösterildi. Eastwood bu güne kadar, 60’dan fazla film ve TV yapımında oynamış, 30 film yönetmiş, 25 filmin yapımcılığını üstlenmiş, 10 filmin müziklerini bestelemiş ve soundtrack’lerine imza atmıştır.

Ödüller  ;  En İyi Yönetmen (Milyonluk Bebek) / 77.Oscar Ödülleri 2005
En İyi Yönetmen (Milyonluk Bebek) / 62.Altın Küre Ödülleri 2005
En İyi Film (Milyonluk Bebek) / 77.Oscar Ödülleri 2005

 

Ridley Scott

30 Kasım 1937‘de İngiltere‘nin South Shields Tyne and Wear şehrinde dünyaya geldi. 2003 yılında Kraliçe 2. Elizabeth tarafından şovalyelik unvanına layık görülerek ‘Sir’ unvanını taşımaya başlamıştır. 1977 yılında ilk uzun metrajlı filmi yönetmiş olduğu The Duellist ile birlikte sinema sektörüne yönetmen olarak giriş yapmış oldu. Film, Cannes Film Festivali’nde “En İyi İlk Film” dalında Jüri Ödülü’nün sahibi oldu. 1979‘da geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan “alien” filmi için kamera arkasına geçti. Korku ve bilimkurgu türünde başarılı bir çıkış yakalamıştır.

Gişe başarıları ve film eleştirileri açısından son 3 filmine bakıldığında, Ridley Scott kariyerinin doruğundaydı. Black Hawk Down 2 dalda oskar aldı ve Hannibal, film festivallerinin o yıl içinde en çok ödül verdiği filmlerden biri oldu.

Scott’ın epik filmlerdeki benzersiz stilini yansıttığı bir diğer filmi Kingdom of Heaven’ı(Cennet Krallığı) 2005’te çekildi.

Yönetmen 2006yılında, daha önce Gladiator’de beraber çalıştığı oyuncu Russell Crowe’la son filmi A Good Year için bir araya geldi. Peter Mayle’in best-seller romanından sinemaya uyarladığı filmin müzikleri, Marc Stretenfield tarafından yazıldı.

Ridley Scott son olarak 2017’de Alien: Covenant filminin yönetmenliğini yaptı.

Roman Polanski

18 Ağustos 1933‘de Fransa‘da doğdu.Sinema eğitimi aldığı dönemde ‘Knife in the Water / Sudaki Bıçak’ adıyla ilk uzun metrajlı filmini çekti. Bu filmi farklı kılan nokta Polonya’da savaş sonrası çekilen filmler arasında savaş konusunu işlemeyen tek film oluşuydu.

İngiltere’de çektikleri ‘Repulsion’ ve ‘Cul-De-Sac / Çıkmaz Sokak’ adlı filmlerinin senaryosunu hazırladı. Bu filmlerle Berlin Film Festivali’ne katılan yönetmen ‘Repulsion’ filmi ile Gümüş Ayı, ‘Çıkmaz Sokak’ ile de Altın Ayı ödüllerini kazandı.

1967 yılında yaptığı  Korkusuz Vampir Avcıları – Afedersiniz Ama Dişleriniz Boynumda  isimli filmde komedi filminde kendisi de rol alan yönetmen, bu film setinde aynı zamanda eşi Sharon Tate ile de tanıştı. Bu filmdeki bir bölümde Charles Manson’ın liderlik yaptığı ünlü Manson Çetesi’ni harekete geçirdi ve 1969 yılında 8 aylık hamile olan eşi Sharon Tate öldürüldü.

82 yaşındaki Roman Polanski’nin şu anda nerede olduğu bilinmiyor; ancak bazı yabancı basın haberlerine göre 188 ülkede geçerli olan  Interpol  arama emrinden kaçmak için sadece Fransa, İsviçre ve Polonya’da bulunuyor.

David Lynch

20 Ocak 1946’da Amerika’da dünyaya geldi. 1966’da ilk kısa filmi olan “Six Figures Getting Sick”i çekti. Film, Akademi’nin yıllık yarışmasını kazandı. Bu umut verici gelişmeden sonra H. Barton Wasserman, çekimlerini kendi evinde gerçekleştireceği filmin donanımı için Lynch’i görevlendirdi ve 1968’te Lynch ikinci filmini çekmiş oldu: “The Alphabet”

1970’lerin başında sinemaya ilgi duymaya başladı ve ilk kısa filmlerini bu dönemde çekti. 1977 yapımı siyah-beyaz filmi Eraserhead ile tanındı. 1980 yapımı Fil Adam (The Elephant Man) filmi 8 dalda Oscar adaylığı kazandı. 1980’lerde Dune ve Blue Velvet ile artan başarısı 1996’da yönettiği Kayıp Otoban (Lost Highway) ile doruğa ulaşmıştır. Ardından 2001’de Mulholland Çıkmazı (Mulholland Drive) ve deneysel kısa filmleri geldi. 2006’da ise Inland Empire adlı bir başka uzun metrajlı filmi geldi.

Filmlerinde kısık sesli gürültüler, çürümüş nesneler, bozulmuş karakterler ve polarize edilmiş karanlık dünyalar kurgulaması ile dikkatleri üzerine çekmiştir. Kariyeri boyunca aykırı fikirlerini kendine özgü, nesnellikten uzak ve sembolik anlatımıyla cesurca sinema perdesine yansıtan yönetmenin özellikle 2002 sonrasındaki son dönem filmleri, fazla kişisel olmakla eleştirilmiştir.

 

Brian De Palma

11 Eylül 1940 tarihinde ABD’de dünyaya geldi. Brian De Palma, sinema eğitimi görmüş insanların oluşturduğu Yeni Hollywood jenerasyonunun öncüsü olarak tanındı.

1967 yılında içinde Hitchcock’a göndermelerin de bulunduğu gerilim filmi “Murder A la Mod”u çekti. Robert De Niro’yu keşfetmesiyle beraber ilk uzun metrajlı filmi olan “The Wedding Party”yi çekti (1969). Bu filmin ardından, pek çok belgesel ve kısa filme imza attı. Sonraki yıllarda Hollywood’un dikkatini çekmeyi başaran ünlü yönetmen,yine de ilk başarısını “Sisters” adlı bağımsız yapımıyla kazanırken, tarzı ve üslubuyla en iyi yönetmenler arasına girebileceğini gösterdi.

Sissy Spacek ile Piper Laurie‘ye Oscar adaylığını getiren “Carrie” adlı filmiyle dünya çapında üne kavuştu. Günümüzde çekilen filmlere halen referans konusu olan bu film özellikle son sahnesiyle akılda kalmayı başardı.

Kullandığı teknikte genelde Hitchcock’un izinden giden ünlü yönetmen, eserlerinde röntgencilik, gözetleme, çoklu kişilik ve şiddet unsurlarını irdeledi.

George Lucas

14 Mayıs 1944 tarihinde dünyaya geldi. Efsanevi bilim-kurgu serisi Star Wars’un yaratıcısı olan Amerika’lı yazar, senaryo yazarı, yönetmendir. George Lucas profesyonel araba yarışçısı olmayı düşlerken liseyi bitirdikten hemen sonra geçirdiği trafik kazası nedeniyle bundan vazgeçti ve hayatı değişti.

Lucas, çektiği kısa filmlerden biri olan THX-1138: 4EB (Electronic Labyinth) ile Amerikan Ulusal Öğrenci Filmleri Festivalinde büyük ödülü kazandı.

1973’te senaryosunu yazdığı, ker taşıyan American Graffiti’yi yönetti. Sadece 780.000 dolar bütçe ile çekilen, 50 milyon dolar gişe yapan bu filmle Altın Küre ödülünü kazandı. En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo dahil olmak üzere 5 dalda Oscar’a aday oldu.

Aynı yıl, Flash Gordon ve Maymunlar Cehennemi’nden etkilenerek, Yıldız Savaşları’nın senaryosunu yazmaya başladı. 1975’te bu film için gerekli olan görsel efektlerin yaratılacağı ILM (Industrial Light & Magic) şirketini kurdu. Star Wars projesi birkaç stüdyo tarafından reddedilse de sonunda Twentieth Century Fox tarafından kabul edildi.

 

Peter Jackson

31 Ekim 1961 tarihinde Yeni Zelanda doğmuştur. Henüz 8 yaşındayken, ailesinin bir Noel’de satın aldığı 8 mm. kameraya el koyarak arkadaşlarıyla birlikte ilk kısa filmlerini çekmeye başlamıştı. Dokuz yaşındayken, sahip olduğu stop-motion modelleri kullanarak King Kong’u yeniden çevirdi.

Gençlik yıllarında amatörce yaptığı kısa filmler ile çocuk filmlerini teşvik etmek amacıyla düzenlenen yerel bir yarışmaya bile katıldı. On beş yaşındayken 20 dakikalık kısa bir film çekti. Ancak bir derece elde edemedi.

22 yaşında bir gün işten eve dönerken bir dükkânın vitrinindeki Bolex marka olan 16 mm bir kameraya rastladı ve biriktirmiş olduğu parasıyla 2500 dolar değerindeki bu kamerayı satın aldı. Deneme amaçlı olarak arkadaşları ile çekmeye başladıkları film uzadıkça; adı Giles’ Big Day (Giles’in Büyük Günü) olması düşündüğü film yerine Bad Taste adlı ilk filmi ortaya 4 yılda çıktı. Bad Taste”in sağladığı başarı, Peter Jackson’un sinema dünyasında tanınmasını sağlayarak yolunu açtı. Daha önce yerel bir fotoğrafçı dükkanında çalışan Jackson, bu işini bırakarak kendini tamamıyla sinemaya verdi.  Film Cannes’da pek çok olumlu eleştiri ve birkaç da ödül aldı. Kısa zamanda da, tuhaf mizah anlayışı ve özel efektleriyle bir hit haline geldi.

1994 yılında “Jack Brown Genious”un senaryosunu Tony Hills ile birlikte yazan Peter Jackson, aynı yıl, bir ulusu dehşete düşüren bir cinayeti konu alan “Heavenly Creatures” filminin hem senaristliğini hem de yönetmenliğini üstlendi. Jackson’ın yönetimi, oyunculuklar ve özel efektler büyük övgü aldı. Jackson, bu film ile Venedik Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü aldı.

1 Aralık 2003 tarihinde gösterime giren “Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü” adlı film dünya çapında en İyi Film, Yönetmen, Uyarlama Senaryo, Orijinal Beste, Şarkı, Görsel Efekt, Sanat Yönetimi, Kostüm, Makyaj, Ses Miksajı ve Film Kurgusu dallarında Akademi Ödülü adayı oldu ve film aday olduğu bütün kategorileri kazandı.

2005 yılında özel efektlerini kendi firması Weta Digital hazırladığı 1933 yapımı King Kong filminin yeniden çekilmesini üstlendi En İyi Görsel Efekt, Ses Miksajı, Ses Kurgusu ve Sanat Yönetimi dallarında Akademi Ödülü’ne aday olan King Kong, Sanat Yönetimi dışında aday olduğu bütün kategorileri kazandı.2005 yılında İngiltere’deki Empire dergisi tarafından Tüm Zamanların En İyi 7. Yönetmeni seçildi. Ayrıca 2005 yılında sinema dergisi Premiere’nin yıllık En Güçlü 50 Kişi listesinde 1. sırada yer aldı.

Joel ve Ethan Coen

Joel Daniel Coen ve Ethan Coen adlarında senarist ve yönetmen iki kardeştirler. Filmlerinin çoğunda Joel yönetmen, Ethan ise senarist olarak görünür. Biri yönetmen, diğeri senarist ve yapımcı görünse de aslında ortak çalışıyorlar. Bu yüzden filmleri Coen Kardeşler’in yapıtı olarak anılıyor. Ortak senaryo yazdıklarında Roderick Jayners diye bir isim kullanıyorlar. onlara film endüstrisinde “İki Kafalı Yönetmen” de denmektedir.

Filmlerinin hepsinde sistemi ve onun yozlaşmış ilişkilerinin yarattığı sonuçları anlatırlar. Bakış açıları eleştireldir. İçinde yer yer şiddet unsurları da barındıran bu dil aynı zamanda keskin bir mizah da içerir. Komediden korkuya, trajediden psikolojik-gerilime kadar uzanan, neredeyse bütün türlerde filimler yaparlar.

2015 yılında Coen Kardeşler’in birlikte senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini Steven Spielberg‘in yaptığı “Casuslar Köprüsü / Bridge of Spies” adlı sinema filmidir.

Bir diğer filmi 2016 tarihinde Coen Kardeşler’in filmi olan “Yüce Sezar” adlı sinema filmidir.

David Fincher

28 Ağustos 1962 yılında Colorado’da dünyaya geldi. Amerikalı klip ve film yönetmenidir. The Beat of the Live Drum” adlı belgeseli çekti. Sonrasında Nike, Pepsi, Converse ve Levi’sgibi markaların tanıtım filmlerini çekti ve müzik klipleri çekmenin bir şeyler denemek için daha iyi bir platform olduğunu anladı. Aralarında Madonna, George Michael, Aerosmith, Paula Abdul, Rolling Stones, Nine Inch Nails ve A Perfect Circle gibi dünyaca ünlü isimlere klipler çekti. Bir çok klip yönetmeni gibi Fincher da, bir süre sonra sinemaya geçti.

İlk yönetmenlik deneyiminde en pahalı film olarak kabul edilen “Alien 3” ile ilk çıkışını yaptı. Bu filmiyle özel efektler dalında Oscar’a aday gösterilmesine rağmen, eleştirmenlerden ve seyircilerden olumlu eleştiriler alamadı. Ünlü yönetmen, hayalkırıklığına uğramış ve bunalmış bir şekilde, reklam ve klip dünyasına geri döndü ve “Rolling Stone”un “Love Is Strong” klibiyle Grammy kazandı.

İki dedektifin, cinayetlerini 7 ölümcül günahtan ilham alarak gerçekleştiren bir seri katilin peşine düşmelerini konu alan “Se7en” adlı filmi çekti. Bu filmi ile “ünlü” yönetmenler arasına girmeyi başardı.

2013 senesinde ilk kez televizyona adım atan Fincher, Netflix’in ilk orijinal projelerinden biri olan House of Cards’ın yapımcılığını yapıp ilk iki bölümünü yönetmiştir. Diziye Seven’da çalıştığı Kevin Spacey ve Girl with the Dragon Tattoo’da çalıştığı Robin Wright’ı bir araya getirmiştir. Film, 2017 senesinde beşinci sezonunu tamamlarken çok sayıda Altın Küre ve Emmy ödülüne layık görülmüştür.

Zeki Demirkubuz

1964 yılında Isparta’da dünyaya gelmiştir. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. Sinemaya 1985 yılında Zeki Ökten’in asistanı olarak başladı ve 1993 yılına kadar bir çok yönetmene asistanlık yaptı.

1994 yılında ilk uzun metrajlı filmi ‘C Blok’u gerçekleştirdi. Ardından 1997’de ‘Masumiyet’i, 1999’da da ‘Üçüncü Sayfa’yı çekti.

Senaryosunu yazdığı, yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği 2001 yapımı ‘Yazgı’ ile 38. Antalya Film Festivali’nde ‘En İyi Yönetmen’ seçildi. Ayrıca film ‘En İyi 3. Film’ seçilirken, Bahar Evgin’e ‘En İyi Sanat Yönetmeni’ ödülü, filmin oyuncularından Serdar Orçin’e de ‘Jüri Özel Ödülü’ verildi.

Dostoyevski’nin kendisi için temel referans olduğunu belirtmiştir. İnsanın temel ahlaki zorunları olan ; aşk, feregat, yenilgi, kötülük, absürt ve ölüm gibi temaları birbirleri ardına işleyen senaryolarını sinemaya aktarmıştır. Kader adlı filmi 2006 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film ödülünü almıştır.

Nuri Bilge Ceylan

26 Ocak 1959’da İstanbul, Bakırköy’de dünyaya gelmiştir. 1978 yılında tekrar sınava girer ve o yıllarda olayların görece daha az sirayet ettiği Boğaziçi Üniversitesi’nin Elektrik Mühendisliği bölümüne geçer.

Lise yıllarında filizlenen fotoğraf merakı burada fotoğraf klübünün de katkısıyla artar. Üniversitenin zengin kütüphanesi ve müzik arşivi, özellikle görsel sanatlara ve klasik müziğe olan tutkusunu beslemekte önemli rol oynar. Üstün Barışta’dan aldığı seçmeli sinema dersleri ve sinema klübünün yaptığı özel gösterimler, daha önce Taksim’deki Sinematek gösterimlerinde filizlenmiş sinema sevgisinin pekişmesini sağlar.

1993 yılı sonlarında, bir kısmını Rusya’dan kendi valizinde getirdiği, bir kısmını TRT’nin verdiği son kullanma tarihi çoktan geçmiş filmlerle kısa filmi Koza’yı çekmeye başlar. Film 1995 Mayıs’ında Cannes’da gösterilir ve Cannes Film Festivalinde yarışmaya seçilen ilk Türk kısa filmi olur.

Üçlemenin son filmi ‘Uzak’, 2003 Cannes Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü’nü alır ve bir anda Ceylan’ı uluslararası alanda tanınan bir isim haline getirir. Cannes sonrasında yolculuğuna devam eden Uzak, 23’ü uluslararası olmak üzere toplam 47 ödül alarak Türk sinemasının en fazla ödül kazanan filmi olur.

2008 tarihli filmi ‘Üç Maymun’ ile 61.Cannes Film Festival’inde yarışır ve En İyi Yönetmen Ödülü’ne layık görülür. ‘Üç Maymun’ daha sonra Oscar yarışında da ilk dokuza kalmayı başaran ilk Türk filmi olur.

Nuri Bilge Ceylan 2009 yılında tekrar Cannes’a geri döner. Ancak bu kez ana yarışmada jüri üyesidir.

2011 tarihli filmi “Bir Zamanlar Anadolu’da”, Cannes Film Festivali’nde bir kez daha Büyük Jüri Ödülü’nü kazanır.

2014 yılında yine Cannes’da görücüye çıkan son filmi “Kış Uykusu” festivalin büyük ödülü Altın Palmiye ödülüne layık görülür.

 

21 Kasım 2018 / by / içinde
Yorumlar

Comments are closed here.

E-Dergi Üyelik

Yatırım fırsatlarını kaçırmamak için E-dergimize ücretsiz üye olun!
ÜYE OL!
close-link